Olmazları oldurmaya çalışmaktı aslında bizimkisi(!) Her gidişin ardından gelişleri kocaman alkışlarla karşılamayı bir övünç bilirdik. Halbuki bunun bir avuntu olduğunu, tabiri caizse züğürt tesellisi olduğunu,...
şimdi diyelimki orion takımyıldızı bizden bu kadar uzakta ama biz bu kadarcık yakındayken bunun kıymetini bilemeyecek kadar salağız..bunu anlamak mümkün..diyelimki boş ekranlarda uçsuz bucaksız ormanlardaki...
şimdi anlatma zamanı.... işte nihayet sonundayız,şimdi karar zamanı. ya tüm hayatını değiştireceksin ya da giderken götüremediklerine üzüleceksin. ki bende ancak buna üzülürüm. başka üzülecek...
Muzu uzattım..aha dedi... bonobolar besleniyor. Az önceki cümle ise şöyle; senin gücünü gördüm yüzünde. Gözlerinden bir ışık çıktı sanki. Bana bir çarptın, sorma yani. İşte...
biz yanlış yoldayız diyemeyiz de ya yanlış yoldaysak.ne istersen söyleyebileceğini biliyorsun.belki bu yüzden bilginin çıktığı yer bi acayip. çatır çatır dökülüyor. yani olup bitenlerin...
öncelikle şunu çok iyi bilelim ki bu yazı... tamamen kendi istencimin ürünüdür.. yani burdaki tüm görüş,duygu ve düşünce tam olarak beni anlatsın diye yazılmıştır... bunun...
Teklik Kovalamak Bütünlüğe katılmak Düşmanını tanımak İçini derinleştirmek Savaşı kabullenmek Uçanlara saygı Gürültüsüz olmak Geçişleri kolaylaştırmak,kışkırtmak Keskinliği yok etmek Yolu bilmek,araştırmak Karşılamak Hiç yoktan iyidir Gidişat yasası
İLK YASAK Bana hep anlamdan bahsediyorsun. Bu çözüldükçe çözülemeyen bir bilmecedir. Çözmeye çalışma diyemem ama çözebileceğini...
Mansur konuşmaya devam ediyordu. “Bir zaman gelecek ve tüm insanlar kendileri olmaya başlayacaklar. Kendi gibi olmayanlar utançlarından yerin dibine geçecekler. Kaldı ki insana verilebilecek en...
Öyle bir yere geldik ki burada Mansur’un yardımı olmadan herhalde altıma ederim. Ama o...
Bütün bu olanlardan sonra eski sevgilime bir mektup yazmak istedim. O’na isteyip de bir türlü söyleyemediğim ne kadar söz varsa hepsini birden söylemeliydim. Mansur’la yaşadığım...
Asıl ve ilk savaş beynimizde başladı. Diğer tüm savaşların kaynağı da bu savaş oldu zaten. Bir kanlı savaş öncesiydi,ben de oradaydım. Bulutsuz bir öğlen...
Geldiğimiz yere bizden önce bir insanın geldiğini düşünmeme neden olabilecek herhangi bir belirti göremiyordum....
İhtiyardan ne umabilirdim ki? O’nu tanımıyordum bile.Sanki bambaşka bir alemden çıkıp gelmiş de o alemin diliyle konuşuyor. O’na belki bir süre daha katlanabileceğimi düşünüyordum. Ama...
Sana ne anlatabilirim ki dedi. Haklıydı belki. Ondan her şeyi özetlemesini istemek gibiydi yaptığım. Yüzyıllar sonraki bir konuşma olmasa aramızdaki belki ona haksızlık yapmış olurdum....